« Önceki | Sonraki »

14/11/2008

Lise İçin 100 Temel Eser

LİSE (YÜZ) 100 TEMEL ESER


  TÜRK EDEBİYATI

  1. M. Kemal Atatürk - Nutuk
  2. Kutadgu Bilig'den Seçmeler
  3. Dede Korkut Hikayeleri
  4. Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler
  5. Mevlana-Mesnevi'den Seçmeler
  6. Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
  7. Divan Şiirinden Seçmeler
  8. Halk Şiirinden Seçmeler
  9. Evliya Çelebi - Seyahatnamesi'nden Seçmeler
  10. Kerem ile Aslı
  11. Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt
  12. Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
  13. Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
  14. Ahmet Rasim - Şehir Mektupları
  15. Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
  16. Ömer Seyfettin - Hikayelerden Seçmeler
  17. Mehmet Akif Ersoy - Safahat
  18. Ahmet Haşim - Bize Göre
  19. Yahya Kemal Beyatlı - Eğil Dağlar
  20. Yahya Kemal Beyatlı - Kendi Gök Kubbemiz
  21. Abdulhak Şinasi Hisar - Boğaziçi Mektupları
  22. Ruşen Eşref Ünaydın - Diyorlar ki
  23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
  24. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
  25. Refik Halit Karay - Memleket Hikayeleri
  26. Refik Halit Karay - Gurbet Hikayeleri
  27. Halide Edib Adıvar - Sinekli Bakkal
  28. Halide Edib Adıvar - Mor Salkımlı Ev
  29. Reşat Nuri Güntekin - Anadolu Notları
  30. Reşat Nuri Güntekin - Çalıkuşu
  31. Falih Rıfkı Atay - Çankaya
  32. Falih Rıfkı Atay - Zeytindağı
  33. Faruk Nafız Çamlıbel - Han Duvarı
  34. Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları
  35. Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
  36. Memduh Şevket Esendal - Ayaşlı ile Kiracıları
  37. Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
  38. Peyami Safa - Fatih - Harbiye
  39. Nihad Sami Banarlı - Türkçe'nin Sırları
  40. Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir
  41. Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler
  42. Samiha Ayverdi - İbrahim Efendi Konağı
  43. Necip Fazıl Kısakürek - Çile
  44. Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
  45. Ahmet Kutsi Tecer - Şiirler
  46. Ahmet Muhip Dıranas - Şiirler
  47. Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın
  48. Orhan Veli - Bütün Şiirleri
  49. Cahit Sıtkı Tarancı -Otuzbeş Yaş (Bütün Şirleri)
  50. Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları
  51. Orhan Kemal - Eskicinin Oğulları
  52. Sait Faik Abasıyanık - Kayıp Aranıyor
  53. Sait Faik Abasıyanık - Hikayelerinden Seçmeler
  54. Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata
  55. Kemal Bilbaşar - Cemo
  56. Samim Kocagöz - Kalpaklılar
  57. Tarık Buğra - Küçük Ağa
  58. Necati Cumalı - Tütün Zamanı
  59. Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
  60. Orhan Hançerlioğlu - 7. Gün
  61. Fakir Baykurt - Kaplumbağalar
  62. Faik Baysal - Drina'da Son Gün
  63. Abbas Sayar - Yılkı Atı
  64. Haldun Taner - Hikayelerinden Seçmeler
  65. Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı
  66. Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
  67. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı
  68. Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli
  69. Cemil Meriç - -Bu Ülke
  70. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil - Gençlerle Başbaşa
  71. Naki Tezel - Türk Masalları
  72. Salah Birsel - Boğaziçi Şıngır Mıngır
  73. Bahattin Özkişi - Sokakta

  DÜNYA EDEBİYATI

  74. Beydeba - Kelile ve Dimne
  75. Eflatun - Devlet
  76. Platon - Sokrates'ın Savunması
  77. Sadi - Gülistan
  78. Cervantes - Don Kişot
  79. Balzac - Vadideki Zambak
  80. Viktor Hugo - Sefiller
  81. Goethe - Faust
  82. Daniel Daefo - Robinson Crusoe
  83. Dostoyevski - Suç ve Ceza
  84. Gogol - Ölü Canlar
  85. Turgenyev - Babalar ve Oğullar
  86. Tolstoy - Savaş ve Barış
  87. Gustav Flaubert - Madam Bovary
  88. Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
  89. Knut Hamsun - Açlık
  90. Jack London - Beyaz Diş
  91. Rabindranath Tagore - Gora
  92. Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
  93. William Faulkner - Ses ve Öfke
  94. İvo Andriç - Drina Köprüsü
  95. Panait İstrati - Akdeniz
  96. John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar
  97. M Selimoviç - Derviş ve Ölüm
  98. Cengiz Dağcı - Onlar da İnsandı
  99. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi
  100. Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)

14/11/2008

Fecr-i Ati Edebiyatı

Fecr-i ati edebiyatı

24 Temmuz 1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet'ten sonra ülkede canlı ve hareketli bir edebiyat hayatı başlamıştır. Edebiyatta ki bu canlılık aslında ülkede II.Meşrutiyet'in getirdiği özgürlük ortamı içinde her türlü fikrin serbestçe tartışılabilir hale gelmiş olmasındandır.II.Meşrutiyet'in ilanından sonraki devirde edebiyatımız biraz da Abdülhamid'in baskılı rejiminden kurtularak imparatorluğu çepeçevre saran siyasi olayların içine girmiştir.
Bu yılların edebiyat ortamında edebiyata hevesli İstanbul gençlerinden bir grup 1909 da Fecri Ati adında bir topluluk kurarlar. Ülküleri Servet-i Fünun topluluğuna benzeyen fakat onlardan daha ileri bir edebiyat topluluğu meydana getirmektir. Bunlarda tıpkı Edebiyatı Cedideciler gibi Servet-i Fünun dergisini kendi eser ve görüşlerini yazacak bir organ saymışlar,edebiyatta yapmak istediklerini de bir bildiri ile açıklamışlardır.
Bu bildiride yeni görüşün hangi prensiplere sahip olduğu ve çizilmiş bir hedefe benzer hususlar yoktur. Edebi bir görüşün belirtilmesinden çok,genç edebiyatçıların birlikte hareket edecekleri ve topluca çalışıp yazacakları açıklanmıştır.Önemli bir prensip ortaya koyamayan ve Servet-i Fünuncular kadar etkili bir ekol olamayan Fecri Ati topluluğunun daha sonraları ortaya çıkan gaye ve prensibi şöyle özetlenebilir. “Sanat,şahsi ve muhteremdir.”
Ne var ki topluluğun üyelerinin hem yaş olarak çok genç olmaları,hem kültür yönünden oldukça zayıf bulunmaları,hem de edebiyatımızda yeni bir çığır açacak önemli prensipler ortaya koyamamış bulunmaları yüzünden Milli Edebiyat Hareketi'ni savunanlarca çok kolay bertaraf edilmişlerdir.Zaten Fecri Ati topluluğu varlıklarını gösterebilmek için sık sık kendilerinden öncekileri hırpalayan eleştiriler kaleme almaktan, Edebiyatı Cedideciler'in dil anlayışlarını sürdürüp bazı batı örnekleri teklifinden başka önemli bir rol oynayamamışlardır.
Ali Cenap Yöntem'in o zaman Selanik'te topluluğun muhabir azası olmasına rağmen, onların fikirlerini de eleştirmesi belli bir edebi görüş birliğinin Kurulmamış olduğunu gösterir.Bu yüzden Fecri Aticiler daha fazla dayanamayıp iki yıl sonra Balkan Savaşı içinde dağılmışlardır.
Fecri Ati topluluğunun yazarları şunlardır: Celal Sahir, Ahmet Haşim, Emin Bülent, Mehmet Fuat, Tahsin Nahit, Mehmet Behçet, Faik Ali, Refik Halit, Yakup Kadri, Hamdullah Suphi, Fazıl Ahmet, Şahabettin Süleyman...
Sonuç olarak bu topluluktan edebiyat tarihimize önemli bir ekol değil, bir kaç tane isim kalmıştır. Yakup Kadri, Refik Halit, Ahmet Haşim ve Fuat Köprülü.Bunlardan Ahmet Haşim dışında diğerleri Milli Edebiyat akımının önemli ölçüde etkisi altında kalarak, yazı hayatına devam etmişlerdir. Bilhassa Fuat Köprülü, daha sonraları yaptığı ilmi araştırmalarla Milli Edebiyat hareketinin aydınlanıp yayılmasına önemli katkılarda bulunmuştur.

Fecr-i Ati Edebiyatının Genel Özellikleri:

·Örnek olarak Fransız edebiyatını aldılar.
·Eserlerinde aşk ve tabiat konusunu işler.
·Duygulu ve romantik bir aşkı dile getirdiler.
·Gerçekten uzak tabiat tasvirleri yaptılar.
·Fransız sembolistlerinden etkilendiler.
·Şiirlerinde aruz veznini kullandılar.
·Serbest müstezatı geliştirerek kullanmaya devam ettiler.
·Ağır bir dil kullandılar.dil Arapça,Farsça kelime ve tamlamalarla yüklüdür.
·Herhangi bir yenilik getirememişlerdir. Serveti Fünun edebiyatının devamından öteye gidememişlerdir.
·Fecr-i Ati topluluğu: Refik Halit Karay, Ali Canip Yöntem, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Haşim, Celal Sahir gibi sanatçılardan oluşur.

14/11/2008

Antoloji Nedir ?

Antoloji

Edebiyat eserlerinden seçme parçaları bir araya toplayan kitaplara denir. Yunanca'daki "anthos" (çiçek) ile "legein" (toplamak) kelimelerinden türemiştir. İlk antolojileri Eski Yunanlılar derlemişlerdir. Bilinen ilk antoloji M.Ö. II. yüzyılda derlenmiştir. "Çelenk" adındaki bu antolojinin derleyicisi Gadara'lı Meleagros'tur.

 

I. yüzyılda da, Makedonyalı Philippos buna benzer bir "çelenk" meydana getirmiştir. II. yüzyılda ise, Diagenianus ilk kez olarak "Anthologion" (antoloji) adı altında bir derleme yapmıştır. Hemen hemen aynı sıralarda Sardeis'li Straton da bir şiir antolojisi derledi. Bu saydığımız eserlerin çoğu bugün kaybolmuş bulunmaktadır.

IX. yüzyılda Constantinus Cephalas biraz önce saydığımız eserleri de kapsayan büyük bir antoloji meydana getirdi. Bu antoloji, konulara göre sıralanmıştı. Aynı şekilde konulara göre sıralanmış bir antoloji de, IV. yüzyılın sonlarında, Agathias tarafından derlenmişti.

Batılılar'ın dikkatini çeken ilk Yunan antolojisi 1301 yılında Maximus Planudes'in hazırladığı antoloji oldu. Planudes eserinde Cephalas'ın antolojisini esas tutmuştu. Bu eser ilk olarak Floransa'da yayınlanmıştır (1494). XVII. yüzyılın hemen başlarında da Palatine Yazması adıyla anılan bir başka Yunan antolojisi ele geçirildi.

Heildelberg'de, Palatine Kütüphanesinde bulunan bu yazma bugünkü Yunan antolojisi eserlerinin temeli sayılır. Bu antoloji 15 kitaptan meydana gelmiştir. İçindeki eserler, 2.000 yıllık Yunan örf ve geleneklerini canlandırmaları bakımından, çok önemli sayılırlar. Latin antolojilerinin en önemlisi ise "Codex Selmasianus" adındaki eserdir. Bu antoloji VI. yüzyıla ait eserleri kapsamaktır. Tahminen VIII. yüzyıl başında derlendiği sanılmaktadır. Bu şiirler, 533 yılında "antologia Latina" adındaki eserde toplanmıştı.

14/11/2008

Dram Nedir ?

Dram

Yaşamın acıklı ve gülünç yönlerini bir arada yansıtan tiyatro türüne dram denir. Komediler yalnız gülünç, trajediler de acıklı olayları canlandırmak için yazılmıştır. Oysaki yaşam, acıları ve sevinçleriyle bir bütündür. 19. yüzyıl'da Fransa'da, yaşamın hem acıklı hem gülünç yönlerini birlikte işleyen dram türü ortaya çıkmıştır.

 

Dram türünün gelişiminde Shakespeare'in önemli katkıları olmuştur. Shakespeare, klasik tiyatronun zaman ve yer birliği kurallarını yıkmıştır. Ayrıca acıklı ve gülünç olayları sahnede içiçe vererek dramın ilk örneklerini vermiştir. Sanatçının, şiir ile düz yazıyı içiçe kullandığı oyunları, önce Alman romantiklerini, sonra da Fransız romantiklerini etkilemiş, böylece dramın temelleri atılmıştır.

Fransız romantiklerinden Victor Hugo, "Cromwel" adlı eserinin ön sözünde dramın özelliklerini şu sözlerle açıklar: "Dramın özelliği gerçektir. Gerçek, yaratılışta, yaşamda olduğu gibi dramda da karşılaşan iki tipin, yüce ile gülüncün birleşmesinden doğar. Doğada olan herşey sanatta da vardır."

Dramın Özellikleri

* Üç birlik kuralına uyma zorunluluğu yoktur.
* Hem acıklı hem de gülünç olaylar, yaşamda olduğu gibi bir arada bulunabilir.
* Olay, tarihin herhangi bir devrinden ya da günlük yaşamdan alınabilir.
* Kişiler, halkın her kesiminden seçilebilir.
* Acı veren olaylar (ölüm gibi) sahnede oluş halinde gösterilebilir.
* Hem şiirle hem de düzyazı ile yazılabilir.

14/11/2008

2. Yeni Şiiri

1955-1965) Garipçilerden ve Birinci yenicilerden ayrı bir yolla şiirlerini yayınlamışlardır. Bir gruplaşmaları yoktur. Bu dönem içinde ayrı ayrı yerlerde yayınlanan şiirlerinde benzerlik görülmesi üzerine bu adla anılmaya başlamışlardır. İkinci yeni şiirde görülen özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

İkinci yeniciler alabildiğine hayalcidirler.

Konuşma diline sırt çevirmişlerdir. Serbest çağrışıma dayanan şiirleri kopuk kopuktur. Tesadüfen seçilmiş kelime veya cümlelerin alt alta sıralanmasıyla şiirin oluşturulduğu intibaını verirler. Genelde cümle yapıları bozuktur. Bir boşvermişlik havası hakimdir.

Sezai Karakoç'un "Laleli'den dünyaya doğru giden bir tranvaydayız" mısrası ikinci yeni şiirini tanıtacak niteliktedir.

İkinci Yenicilerden birkaç isim: Ece Ayhan (1931), Sezai Karakoç (1933), Cemal Süreya (1931-1990), Turgut Uyar (1927-1986), Edip Cansever (1927-1986), Kemal Özer (1935).

Son Yazılarım

Reklam

Arkadaşlarım

Reklam

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı
Copyright 2006-2007 Edebi Cin Blogu Tüm Hakları Saklıdır